AZERBAYCAN CUMHURİYETİ

Devletin Adı: Azerbaycan Cumhuriyeti
Başkenti : Bakü
Nüfusu : 2015 yılı verilerine göre Azerbaycan’ın nüfusu 9,651,349 kişidir.
Yüzölçümü : 86.597 km2
Resmi Dili : Azerice – Azerbaycan Dili (Azerbaycan Türçesi)
Dini: Azerbaycan Cumhuriyetinde hakim din İslamdır. Fakat diğer dinler de tam serbest faaliyet göstermektedirler. Diğer esas dinler Hristiyanlık ve Museviliktir. Hristiyanların ekseriyeti Rus Ortodoks ve Gürcü Ortodoks Kilisesi mensuplarıdır. Musevilerin ekseriyeti Dağ Yahudileri ve Aşkenaz Yahudilerdirler.
Para Birimi : Manat
Yönetim Şekli : Cumhuriyet

Sovyetler Birliği’nin dağılması üzerine Kafkas Dağlarının Hazar Denizine bakan güneydoğu eteklerinde kurulan bir Türk ülkesi. Batısında Ermenistan, kuzeybatısında Gürcistan, güneyinde İran, doğusunda Hazar Denizi yer alır.

AZERBAYCAN BAYRAĞI
Azerbaycan bayrağı üç farklı renkten oluşmaktadır. Bayrağın üç renkli olması fikrini, Azerbaycan bağımsızlığının ideologlarından olan Ali Bey Hüseyinzade ilk gündeme getirmiştir.
Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devlet bayrağı eşit üç yatay şeritten oluşmuştur. Üst şerit gök mavisi renginde, orta şerit kırmızı, alt bölümdeki şerit ise yeşil renktedir. Bayrağın her iki yüzünde, kırmızı zemin üzerinde, beyaz renkte sağa bakan bir hilal ve sekiz kollu bir yıldız bulunmaktadır.
Bayraktaki gök mavisi renk Azerbaycan halkının Türk kökenli olduğunu vurgular, mavi renk Türkçülük düşüncesiyle ilgilidir. Türklerin gök rengine ağırlık vermesi ile ilgili çeşitli açıklamalar da mevcuttur. Ortaçağ’da Müslüman olan, Türkçe konuşan halkların yaşadığı bölgelerde sayısız eski anıt da yapılmış ve bu yapıların çoğu gök mavisi renginde olmuştur. Bu bakımdan gök mavisi, sembolik bir anlam taşır. Gök mavisi 13. yüzyılda İlhanlılar döneminin azametini, onların zafer seferlerini yansıtır.
Kırmızı renk – uygarlığı temsil ederek modern bir toplum kurmak, demokrasiyi geliştirmek, kısacası çağdaşlaşmayı, gelişmeye olan eğilimi belirtir. 18. yüzyılın sonlarında Fransız Burjuva Devrimi’nden sonra kapitalizmin gelişmesi anlamında Avrupa ülkelerinde büyük gelişmeler meydana gelmiştir. Aynı dönemde işçi sınıfının kapitalist sisteme karşı mücadelesi başlamıştır. Bu yıllarda kırmızı renk Avrupa’nın simgesine dönüşür.
Yeşil renk – İslam uygarlığına, İslam dinine aidiyeti belirtir. Azerbaycan bayrağının üç rengi: Türk milli kültürünün, Müslüman uygarlığının ve modern Avrupa demokratik esaslarının simgesidir.
Kırmızı zemin üzerinde bir hilal ve sekiz köşeli bir yıldızın tasviri bulunmaktadır. Bayrağın üzerindeki hilal ve sekiz kollu yıldızın anlamları konusunda çeşitli görüşler bulunmaktadır.
Hilal bir zamanlar Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopol’un arması olmuştur. Türkler 1453 yılında bu şehri aldıktan sonra bu arma Osmanlı İmparatorluğu tarafından İslam dininin bir simgesi olarak kabul edilmiş ve bu simge Müslüman olan başka halklara da geçmiştir. Bayrağın üzerindeki hilal Türk halklarının sembolüdür. Sekiz kollu yıldızın anlamına gelince bu, “Azerbaycan” kelimesinin eski alfabede yazılışıyla ilintilidir. Öyle ki, eski alfabede “Azerbaycan” kelimesi sekiz harfle yazılır. Diğer bir görüşe göre tarihte sekiz kollu yıldızın anlamı şöyle açıklanmaktadır: Türkçülük, İslam, Çağdaşlık, Devletçilik, Demokratiklik, Eşitlik, Azerbaycanlılık ve Uygarlık.
Azerbaycan bayrağındaki yıldıza dair diğer bir düşünce de Azerbaycan mimarisinde de yaygın olarak kullanılan sekiz kollu yıldızın sekiz Türk halkının simgesi olmasıdır.

AZERBAYCAN ALFABESİ
Azerbaycan dilinde 9 ünlü ve 23 ünsüz fonem (26 ünsüz ses) bulunur. Ünlüler kalın ve ince, dudaklanan (yuvarlak) ve dudaklanmayan (düz), kapalı ve açık, dil önü, dil ortası ve dil arkası diye gruplara ayrılır. Ünlülerin telaffuz edilirken çeşitli kriterlere göre sınıflandırılır:
kalın ünlüler: – a, u, o, ı ince ünlüler – e, ə, ö, ü, i dudaklanan (yuvarlak) ünlüler – o, u, ö, ü dudaklanmayan (düz), ünlüler – a, e, ə, i, ı dil önü ünlüler – i, ə, ü dil ortası ünlü – e dil arkası ünlüler -a, i, o, u kapalı ünlüler – u, ü, ı, i, e açık ünlüler – o, ö, a, ə
Azerbaycan dilinde Oğuz grubuna dâhil olan Türk ve Gagavuz dillerinde, genellikle Türk dillerinde olmayan “ə” ünlüsü yaygın olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, Azerbaycan dilinde “ı” ünlüsünün kelimenin başında kullanılmasına rastlanmamaktadır.

AZERBAYCAN PARA BİRİMİ
Azerbaycan Cumhuriyetinin milli parası olan Manattır. 1992 yılında tedavüle sokulmuştur.

AZERBAYCAN EKONOMİK BÖLGELERİ

BAKÜ – ABŞERON BÖLGESİ
Abşeron, idari bölgeleri, ayrıca Bakü ve Sumgayıt gibi şehirleri kapsaması dolayısıyla oldukça elverişli bir ekonomik ve coğrafi mevkide bulunmaktadır. Ekonomik bölgenin genel yüzölçümü 5900 km² dir ve bu da ülke yüzölçümünün % 7 sine eşittir
Abşeron yarımadasında zengin tedavi kaynakları bulunmaktadır. Çamur volkanları, kaplıcalar ve kapalı göllerin tedavi edici özellikleri vardır.
Abşeron ekonomik bölgesi gelişmiş bir altyapıya sahiptir. Azerbaycan’ın en önemli demiryolu, karayolu, su ve hava yolları hatları bu bölgenin arazisinden geçer. Arazinin Hazar Denizi kıyısında bulunması, ulaşım bağlantılarının genişlemesine imkân tanır. Ekonomik bölgede çok sayıda ulaşım aracı faaliyet gösterir.
Ekonomik bölge aynı zamanda geniş bir sosyal tesis ağına da sahiptir. Burada bilimsel araştırma enstitüleri, yüksekokullar, büyük spor merkezleri, ülke çapında sağlık tesisleri ve diğer sosyal altyapı tesisleri faaliyet göstermektedir.

ARAN BÖLGESİ
Bölge Ağcabedi, Ağdaş, Beylegan, Berde, Bilesuvar, Göyçay, Hacıkabul, İmişli, Kürdemir, Neftçala, Saatlı, Sabirabad, Salyan, Ucar, Zerdab gibi il ve ilçelerin yanı sıra Şirvan, Mingeçevir ile Yevlah şehirlerini de içine alır.
Aran ekonomik bölgesi elverişli bir ekonomik ve coğrafi mevkide bulunmaktadır. Bölgenin genel yüzölçümü 21 430 km² olup, ülke arazisinin % 24,7’sine eşittir.
Bölgenin yaşam için elverişli doğal şartları ve ekonomik, coğrafi özellikleri buradaki yerleşimde önemli rol oynamıştır. Bölgenin genel nüfusu 16 671 olmakla birlikte bu sayı ülke nüfusunun yüzde 20,5’ini oluşturur.
Aran ekonomik bölgesi ülkenin önemli büyük ulaşım hatları (demir ve karayolları) üzerinde bulunur. Bakü şehrini ülkenin temel ekonomik bölgeleri, Gürcistan, İran ve Türkiye ile birleştiren ulaşım yolları bu bölgenin üzerinden geçmektedir. Son dönemlerde uluslararası yük taşımacılığının çoğalması bu yolların önemini artırmıştır. Yevlah-Bakü havayolu da ayrıca faaliyet göstermektedir.

BATI BÖLGESİ
Batı bölgesi Gence-Kazak ekonomik bölgesini kapsamaktadır. Bölge Ağstafa, Daşkesan, Gedebey, Göranboy, Hanlar, Kazak, Samuh, Tovuz gibi il ve ilçeleri, Gence ve Naftalan gibi şehirleri kapsar ve Azerbaycan’ın batısında yer alır. Bölge elverişli bir ekonomik-coğrafi konuma sahiptir. Topraklarının genel yüzölçümü 12 500 km² olup, bu alan ülke topraklarının %14,4’üne eşittir. Özelliklerine göre bölgenin yüzölçümünü 4 bölüme ayırmak mümkündür. Bunlar, eğimli ovalar, yamaçlar, orta dağlık (deniz seviyesinden 1000-2000 metre yükseklikte), yüksek dağlık (deniz seviyesinden 2000 m yükseklikte) bölümlerdir. Bölgenin iklim koşulları da bu bölümlere göre çeşitlilik gösterir.
Bölgenin elverişli tabiat şartları ve ekonomik-coğrafi konumu nüfusun yerleşiminde önemli rol oynamıştır. Genel nüfus ortalaması 1103300 kişi olmakla birlikte, bu sayı ülke nüfusunun % 13,6’sını oluşturur.
Gence-Kazak ekonomik bölgesi ekonomik önemine göre ülkede ikinci sırada yer almaktadır. Azerbaycan’ın ikinci sanayi bölgesi olup ülkenin sanayi üretiminin %12-13’ünü karşılar. Ekonomik bölgenin endüstrisi tasarım ve üretim sahalarından ibarettir. Gence’de ve Daşkesen’de siyah ve renkli maden hammaddesinin çıkarılması ve işleme tesisleri bulunmaktadır. Ağır sanayi bölgenin ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Makine endüstri sahası üzerine kurulmuş bölgede cihaz, iletişim ekipmanları üretimi, otomobil ve tarım makineleri tamirhaneleri bulunmaktadır.
Gence-Kazak bölgesinin bir bütün olarak gelişiminde ulaşım sistemi önemli rol oynar. Bölge Azerbaycan’ı Gürcistan ve Karadeniz kıyıları ile birleştiren demiryolları ve otoyolları üzerinde bulunur. Gence, Kazak ve Ağstafa temel ulaşım noktalarıdır. Gence şehrinde ülke çapında önem arz eden bir havalimanı bulunmaktadır. Hazar Denizi’nden çıkarılan petrol ve gazın dünya pazarlarına ulaştırılması için çekilen boru hattı bu bölge üzerinden geçmektedir. Bölgenin elverişli doğal koşulları, saf iklimi, manzaralı dağlık ve ormanlık bölümleri, şifalı kaplıcaları uluslararası kalitede dinlenme-tedavi kurumlarının yapımına imkân verir. Deniz seviyesinden 1566 m yükseklikte Gök-Göl ve Hacıkendi dinlenme tesisleri kurulmuştur. Naftalan dinlenme-tedavi kompleksi dünya çapında öneme sahiptir.
Azerbaycan’ın kuzey-batı bölgesinin sosyo-ekonomik kalkınmasında ve bu bölgelerde yaşayan nüfusun sosyo-kültürel ihtiyaçlarının (sağlık, bilimsel-kültürel ihtiyaçlar, eğitim) karşılanmasında bölgenin sosyal yapısı önemli rol oynar. Gence’de Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Bilim Merkezi ve bilimsel araştırma kurumları faaliyet göstermektedir.
Gence’de Azerbaycan Devlet Ziraat Üniversitesi, Teknoloji Üniversitesi ve Devlet Pedagoji Üniversitesi gibi yükseköğretim kurumlarında ülke için vasıflı elemanlar yetiştirilir. Bölgede kütüphaneler, müzeler, tiyatrolar, hastaneler ve diğer sosyal – kültürel altyapı öğeleri mevcuttur.

GÜNEY BÖLGESİ
Güney bölgesi Lenkeran ilini kapsamaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti Lenkeran bölgesi Astara, Celilabad, Lerik, Masallı, Yardımlı ve Lenkeran idari bölgelerinin arazisini kapsamakla birlikte, Azerbaycan’ın güney-doğusunda yer alır. Bölge doğuda Hazar Denizi’nin kıyılarına kadar uzanır, batıda ve güneyde ise İran ile komşudur. Ekonomik bölgenin toplam alanı 6 080 km² olmakla birlikte, ülke topraklarının %7’sini kapsar. Özelliklerine göre bölgenin arazisi Lenkeran ovalığından ve Talış dağlarından oluşan iki kısma ayrılır. Bölge topraklarının %26’sı ormanlarla kaplıdır. Bölge doğal ortam bakımından ülkenin diğer ekonomik bölgelerinden farklıdır. Dünyada mevcut 13 iklim kuşağından 7’sine bu ekonomik bölgenin topraklarında rastlanmaktadır. Bölge nemli subtropik iklime sahiptir.
Bölgenin ekonomik açıdan elverişli koşullarının olması nüfus yerleşiminde önemli rol oynamıştır. Genel nüfus ortalaması 753 700 kişi olmakla birlikte, bu sayı ülke nüfusunun % 13,6 ‘sını oluşturmaktadır.
Masallı, Lenkeran, Astara bölgelerinin ovalık bölümlerinde çaycılık ve sebzecilik ile bostan ürünlerinin üretimi ağırlıktadır. Bağcılık (üzümcülük) özellikle Celilabad ilçesinde gelişmiştir. Lerik ve Yardımlı bölgelerinde ise temel tarım alanları tahılcılık, hayvancılık ve tütüncülüktür. Bu ekonomik bölge en önemli narenciye bölgesi olarak tanınmaktadır. Bölgedeki sahil şeridi boyunca balık avlanır.
Lenkeran ekonomik bölgesinin bir bütün olarak gelişmesinde ulaşım sistemi önemli rol oynar. Bakü-Astara Demiryolu ve ona paralel Bakü-Astara otoyolu yük ve yolcu taşımacılığında, ayrıca Azerbaycan’la İran arasında ekonomik ilişkilerin artmasında önemli rol oynar. Bakü-Lenkeran arasında hava ulaşımı güzergâhı da bulunmaktadır.
Güzel doğa manzarası, sıcak ve soğuk maden suları, elverişli iklim koşulları ve muazzam ulaşım ağı bölgede tedavi, sanatoryum ve turizmin gelişmesi için elverişli bir ortam yaratır.
Şu an için bölgede Lenkeran turizm kompleksi “Meşesu” tedavi merkezi faaliyet göstermektedir. Bölgede Lenkeran Devlet Üniversitesi, mesleki ve orta öğrenim kurumları, hastaneler, tiyatro, etnografya müzesi ve diğer sosyo-kültürel altyapı unsurları faaliyet göstermektedir.

KUZEY BÖLGESİ
Kuzey bölgesi Şeki-Zakatala ve Guba- Haçmaz ekonomik illerini kapsamaktadır.
Azerbaycan’ın zengin bölgelerinden sayılan Şeki-Zakatala illeri Balaken, Gah, Gebele, Oğuz, Zakatala, Şeki idari bölgelerinin arazisini kapsamakta ve Azerbaycan’ın Kuzeybatısında, yani Büyük Kafkas dağlarının güney yamacında bulunmaktadır.
Bölgenin toplam alanı 8,96 bin km² olmakla birlikte, ülke topraklarının % 10,3 ünü kapsar. Bölgenin yer şekilleri yüksek dağlık ve dağ bölümlerine ayrılır. Bölge sınırlı toprak kaynaklarına sahiptir. Arazinin yükseklik farkının fazla olması doğal şartların çeşitlenmesinin sebebi olarak kabul edilir. Bölge ılıman iklim koşullarına sahiptir.
Bölgenin genel nüfus ortalaması 531,9 kisi olmakla birlikte, bu sayı ülke nüfusunun % 6,5’ini oluşturmaktadır. Nüfusun çoğunluğu genel olarak dağ eteklerinde yaşamaktadır.
Bölge arazisi endüstriyel-mineral madenler bakımından zengindir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bakır kaynaklarının hepsi, kükürt piritlerinin % 90’ı, çinkonun % 99’u bu ekonomik bölgenin sınırları içerisinde bulunmaktadır.
Güzel bir doğaya sahip olan Şeki-Zakatala bölgesi Azerbaycan’ın önemli dinlenme-turizm alanlarından sayılmaktadır. Gebele’de, Şeki’de, Zakatala’da tatil-turizm tesisleri faaliyet göstermektedir. Bu bölgenin arazisinden Gürcistan’a, uluslararası turizm güzergâhı geçmektedir.
Bu bölgede mesleki kurumlar ve orta öğretim kurumları, yükseköğretim kurumlarının şubeleri, kültür ve eğitim faaliyetleri kampları, sağlık kurum ve kuruluşları, müze ve tiyatro gibi sosyo-kültürel altyapı unsurları mevcuttur.

GUBA – HAÇMAZ BÖLGESİ
Guba-Haçmaz bölgesi Deveci, Guba, Haçmaz, Gusar ve Siyezen idari bölgelerinin arazisini kapsamakta ve Azerbaycan’ın Kuzeydoğusunda yer almaktadır. Ekonomik bölgenin toplam alanı 7,66 bin km² olmakla birlikte, ülke topraklarının % 8,8 ini kapsar. Ekonomik bölge kendine özgü yer şekillerine sahiptir. Bölgenin arazisi 26 metreden 4466 metreye dek birbirinden oldukça farklı 4 rakımda ovalara, dağ eteklerine, orta yükseklikteki dağlık bölgelere ve yaylalara ayrılır. Bölgenin iklim koşulları da bu bölgelerdeki doğal konumla bağlantılı olarak çeşitlilik gösterir. Bölge ovalık alanlarda sıcak, dağlık kısımlarda ise soğuk ve rutubetli soğuk iklim koşullarına sahiptir.
Bölgenin genel nüfus ortalaması 453 100 kişi olmakla birlikte, bu sayı ülke nüfusunun % 5,6’sını oluşturmaktadır. Guba-Haçmaz ekonomik bölgesi önemli tedavi-sanatoryum bölgelerinden biri olmakla birlikte zengin tedavi ve dinlenme olanaklarına sahiptir. Deveci ilçesinde Galaaltı maden suyu kaynağında bir tedavi merkezi faaliyet göstermektedir.
Guba-Haçmaz bölgesi elverişli ulaşım koşulları ve coğrafi konuma sahiptir. Ekonomik bölge arazisinden geçen demiryolu, otoyollar, petrol, gaz ve su boru hatları, ayrıca telekomünikasyon hatları ülkenin ulaşım ve ekonomik alanlarının gelişmesinde önemli role sahiptir. Azerbaycan ve Rusya Federasyonu arasındaki iletişimi sağlayan hatlar bu arazilerden geçmektedir.

KARABAĞ BÖLGESİ
Karabağ bölgesi Yukarı Karabağ ve Kelbecer-Laçin illerini kapsamaktadır. Yukarı Karabağ ili Ağdam, Terter, Hocavend, Hocalı, Şuşa, Cebrail, Fuzuli ve Hankendi gibi şehirleri kapsar. Bölgenin Hocavend, Hocalı, Şuşa, Cebrail ilçeleri ve Hankendi şehrinin topraklarının tamamı, Ağdam ve Fuzuli şehirlerinin ise belirli bir kısmı Ermeni işgali altındadır. Bu sebeplerden, devlet programı çerçevesinde bu alanda Ağdam ve Fuzuli bölgelerinin işgal edilmemiş topraklarının ve Terter bölgesinin gelişmesine dair önlemler alınması öngörülmektedir. Şu anda 1482 km² alanı kapsayan söz konusu üç bölgenin nüfusu 211 800’dir. Yukarı Karabağ ekonomik bölgesinde polimetal cevherleri (Mehmane yatağında), petrol, doğal gaz, çeşitli inşaat malzemeleri (mermer, çimento hammaddesi, inşaat taşı) gibi temel doğal kaynaklar bulunmaktadır. Ormanlarda bulunan kaynaklar yerel ağaç imalathane ve işletmelerine hammadde sağlayarak tüm ihtiyacı karşılamaktadır.
Yukarı Karabağ ekonomik bölgesinde bulunan Turşsu, Şırlan gibi şifalı sular, mineral kaynakları ve kaplıcalar ve uygun iklim şartları, bu yerlerde dinlenme ve tedavi olanakları sağlamaktadır.

KELBER – LAÇİN BÖLGESİ
Kelbecer-Laçin bölgesi Kelbecer, Laçin, Zengilan ve Gubatlı il ve ilçelerini kapsamaktadır. Bölgenin toplam alanı ülke topraklarının %7,5’ini, ülke nüfusunun ise % 2’sinden fazlasını kapsar.
Bölge ekonomisinin temelini tarım, özellikle de hayvancılık teşkil eder. Hayvancılık ve besicilik, arıcılık, tütüncülük, bağcılık, bahçe ve bostancılık, tahılcılık bölgedeki gelişmiş tarım alanlarıdır. Zengilan, Gubadlı idari bölgelerinde ve nehirler havzalarında tarıma elverişli ortam bulunmaktdır. Tarıma elverişli iklim koşulları, bu ortamı kullanmaya imkân vermektedir. Bölgedeki sanayi işletmeleri bu hammadde türlerinin işlenmesi amacıyla kurulmuştur. Bu bölgede et-süt ürünleri imal edilir, halı dokunur.
Bölge topraklarında altın, cıva, kromit, mermer, koral, perlit gibi kaplama taşları vb. endüstriyel madenler bulunmaktadır. Burada İstisu, Minkend, Tutgunçay gibi mineral kaynakları, şifalı sular, dağ ormanları, tedavi ve turistik dinlenme amacıyla kullanılabilir.

DAĞLIK ŞİRVAN BÖLGESİ
Dağlık Şirvan bölgesi Dağlık Şirvan illerini kapsamaktadır. Bu bölge Ağsu, İsmayıllı, Gobustan ve Şamahı il ve ilçelerini kapsamakla beraber, Azerbaycan’ın merkez bölümünde – Şirvan düzlüğünde yer alır. Ekonomik bölgenin toplam alanı 6 060 km² dir ve ülke topraklarının % 7 sini kapsar.
Bölgenin yüzey şekilleri dağlık ve ovalık arazi olmak üzere ikiye ayrılır. Bölgenin iklimi çok çeşitlidir, yüksek dağlık alanlar rutubetli olmakla birlikte, ılıman soğuk iklim koşullarına sahiptir.
Bölgenin genel nüfus ortalaması 257 400 kişi olmakla birlikte, bu sayı ülke nüfusunun % 3,2 sini oluşturmaktadır.
Petrol, doğal gaz, yanar şist ekonomik bölgenin temel kaynaklarıdır. Bölgenin dağlık alanlarında şifalı mineral sular bulunmaktadır. Kükürt ve hidrokarbonat bakımından zengin olan kaynak suları tedavi amacıyla kullanılır.
Şirvan toprağı tarih boyunca el sanatları ve dokuma merkezi olarak bilinmektedir. Lahıc kasabası bakır eşya sanatı, Basgal köyü ise ipek yazması (keleğayısı) ile ünlüdür. Şamahı şehrinde de ipek yazma üretimi yaygındır. Çoğu köy için halıcılık geleneksel bir sanat türüdür.
Şirvan ili geniş bir ulaşım ağına sahiptir. Bu bölgenin arazisinden geçen Bakü-Tiflis demiryolu Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri ile ekonomik ilişkiler kurmaya olanak sağlar. Demiryolu dışında önemli ana ve yerel otoyollar ulaşımı sağlamaktadır. Azerbaycan başkentini ülkenin batı bölgeleri ile birleştiren Bakü-Kazah otoyolu bu topraklardan geçer.
Bu bölgede yüksek öğretim kurumlarından Devlet Pedagoji ve Odlar Yurdu üniversitelerinin Şamahı şubeleri, meslek ve orta öğretim kurumları, sağlık, kültür ve eğitim kurumları, müze ve tiyatro gibi sosyo-kültürel altyapı unsurları mevcuttur.
Bölge turizm açısından büyük potansiyele sahiptir.

NAHCİVAN BÖLGESİ
Nahcivan bölgesi Nahcivan ilini kapsamaktadır. Azerbaycan Cumhuriyeti Nahcivan bölgesi Nahcivan Özerk Cumhuriyeti sınırlarını kapsamakla birlikte, Azerbaycan’ın temel bölümlerinin dışında, Türkiye, İran ve Ermenistan sınırındaki arazide bulunmaktadır. Nahcivan ili Nahcivan şehrinden, Babek, Culfa, Ordubad, Sederek, Şahbuz, Şerur ve Kengerli idari bölgelerinden ibarettir.
Bölgenin toplam yüzölçümü 5500 km² olup ülke topraklarının % 6’sını kapsar.
Yer şekilleri özelliklerine göre bölgenin arazisi Zengezur ve Dereleyez sıradağlarından ve Aras boyunca uzanan eğimli ovalardan oluşmaktadır. Bölge topraklarının % 0,5 i ormanlarla kaplıdır.
Bölgenin genel nüfus ortalaması 364 500 kişi olmakla birlikte, bu sayı ülke nüfusunun % 4,5 ini oluşturmaktadır.
Nahcivan’da zengin doğal kaynaklar: molibden, polimetal cevherleri, kaya tuzu, dolomit, mermer, traverten, yapı taşı, alçı gibi inşaat malzemeleri yatakları bulunmaktadır. Aynı zamanda, ekonomik bölge Badamlı, Sirab, Vayhir gibi 200 den fazla değerli maden suyu kaynağına sahiptir. Azerbaycan Cumhuriyeti molibden ve dolomit rezervlerinin hepsi, maden suyu rezervlerinin % 60 ı Nahcivan bölgesi sınırlarında bulunmaktadır. Nahcivan bölgesinin Azerbaycan Cumhuriyeti’nin diğer bölgeleri ile demiryolu bağlantısı bulunmamaktadır. Tek ulaşım hattı havayolu ve İran toprakları üzerinden karayoludur. Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti’nin enerji kaynağı dahi İran ve Türkiye üzerinden sağlanmaktadır.

TARİHİ ANITLAR
Bayıl Kalesi
Bakü’nün Bayıl Burnu yakınlığında yerleşen ve hazırda deniz sularının altında kalmış tarihi mimarlık abidesidir. Şirvan-Abşeron mimarlık ekolünün en güzel eserlerinden biri olan ve 18. yüzyılda inşa edilmiş Bayıl kalesi Hazar denizinin suyunun kalkıp inmesiyle zamanla bazen denizin üzerine çıkar, bazen de sulara batarak görünmez olur. Tarihi kaynaklarda kale değişik adlarla (Sualtı Şehir ,Bayıl Taşları, Sebayıl Kalesi, Karvansaray, Hanegah, Kömrükhana ) anılsa da, bilimsel edebiyatta daha çok Bayıl kasrı adı ile tanınmaktadır.
Bayıl kasrı adanın biçimine uygun olarak uzun şekilde planlanmıştır. Kalenin uzunluğu 180 m, orta eni ise 35 m’dir. Kale duvarları doğuda altı, batıda ise beş yarım daire şeklinde bir (Bakü kalesindeki gibi) burçla sağlama alınmıştır.
Bayıl kasrının inşası siyasi ve askeri açıdan çok zor bir dönemde, yani Moğol işgallerinin tüm Orta Doğuyu sarstığı bir dönemde (1234-1235 yıllarda) tamamlanmıştır. Fakat sahile yakın adada yapılan bu muhteşem kasrın ömrü çok kısa olmuştur. Bilim adamlarına göre Bayıl kasrı 1306 depreminde denize batmıştır.

Kız Kalesi
Bakü’nün, aynı zamanda Abşeron’un en muhteşem ve gizemli mimarlık abidesidir. Kale eski kale duvarlarının (İçeri Şehir) güney doğusunda, Denizkenarı Park’ın (Bulvar) yakınında yerleşmektedir. Yüksek kule şeklindeki bu nadir abidenin birçok tarihi ve mimari sırrı henüz açığa kavuşturulamamıştır.
Yüksekliği 28 m, birinci katın çapı 16,5 m’dir. Birinci katta duvarın kalınlığı 5 m’ye ulaşır. Kalenin iç kısmı 8 kata ayrılmıştır. Her kat yontma taşlarla yapılmış, kümbet şekilli tavanla örtülmüştür. Kale 1964 yılında müze olarak faaliyete başlamış, 2000 yılında UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınmıştır.
Azerbaycan’ın simgelerinden biri olan Kız Kalesi Azerbaycan parası üzerinde defalarca tasvir edilmiştir.

Şirvanşahlar Sarayı
15. yüzyılda Şirvanşah İbrahim Halilullah’ın döneminde yapılmış saray. Bakü’nün merkezinde, İçeri Şehirde yer almaktadır. Orta Dogu’nun en görkemli mimarlık abidelerinden biridir. Buraya Şirvanşahlar Sarayı, Divanhane, Kеykubаt Mescidi, Şirvanşahlar türbesi (1435-1436), Şah Mescidi (1441), Seyid Yahya Bakuvi Türbesi, Murad Kapısı (1585), Saray Hamamı ve Ovdan aittir. 1964 yılında koru alanı olarak faaliyettedir ve devlet tarafından korunmaktadır.
2000 yılında UNESCO tarafından İçeri Şehir ve Kız Kalesi ile beraber Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer almıştır.

Ateşgah
Ateş mabedi olan Ateşgah Bakü’ye 30 km mesafede, Abşeron yarımadasının Surahanı kasabasının güneydoğu kısmında yer almaktadır. Ateşgah 16-18. yüzyılda doğal gazın çıktığı ebedi sönmez ateşlerin yerinde yapılmış ateş mabedidir. Mabedin en erken yapısı olan ahır 1713 yılına aittir. Merkezi secdegahı ise 1810 yılında tacir Kançanagaran tarafından yaptırılmıştır.
Surahanı Ateşgahı, ateşgah, Hint guşenişinlerinin hücreleri ve hacılar için yapılmış odalardan oluşurdu. Ateşgah’ı bu abideni yaptırmış Hintlilerin projesi üzere yerli ustalar yapmışlar.
Genellikle Ateşgah yapısına göre şehir hanlarına benzemektedir. Abide mimarlı üslubuna göre hele Midiya döneminden itibaren Azerbaycan’da yayılmış ateşgah tapınakları geleneklerini yansıtmaktadır. Fakat o, bazı Hint mabetlerinin özelliklerini bulundurmaktadır.

Ramana Kalesi
Bakü’nün Ramana köyünde 16. yüzyıla ait bir kaledir. Kalenin yüksekliği 15 metredir. Beyaz taştan yapılmış kalenin inşa tarihi kesin belli değildir. Savunma amaçlı ile yapılmıştır ve Şirvanşahlar döneminde kasır olarak kullanılmıştır.
Tarihçiler bir zamanlar Ramana Kalesinden Kız Kalesine yeraltı yol olduğunu söylemişlerdir.

Merdekan Kalesi
Bakü’nün Merdekan kasabasında eski bir kaledir. Kale dört köşe şeklinde 14. yüzyılın ortalarında Şirvanşah Menuçehr’in oğlu Şirvanşah Ahsitan tarafından yaptırılmıştır. Merdekan kalesi Ahsitan’ın düşman üzerindeki parlak zaferi şerefine yükseltilmiştir. Kale feodallerin sığınağı ve koruyucu mıntıkası olarak kullanılmıştır.
Kalenin yüksekliği 22 m, kalınlığı aşağıdan 2,10 m, yukarıdan ise 1,60 metredir. İçyapısı-28×25’dir. İçeriden kale 5 bölüme ayrılmıştır.

Şıh Kalesi
Merdekan’da 16 metre yüksekliğinde inşa edilmiştir. Gözetim mıntıkası misyonu taşımıştır. Kaleye Merdekanlılar Işıg kalesi diyorlar. Tarihi kaynaklarda, kalenin yerleştiği yer Seid Ebdülheyir şeyhe ait pay toprağı olduğu gösteriliyor. Ona göre yapının adı önceler Şeyh, Şıh kalesi olmuştur. Zamanla yerli halkın dilinde tahrif olunarak İşık kale olarak değişmiştir. Tarihi 1232 yılına dayanan kalenin taş kitabesinde onun Mesud oğlu Ebdülmecid tarafından inşa edildiği gösterilmiştir.

Gobustan
Garadağ ilçesinin Gobustan kasabasında, başkent Bakü’den 56 km. mesafede yerleşir. Sahası yaklaşık 3-4 km’dir.
Azerbaycan’ın en eski ve zengin tarihi abidelerinden biri dünyada kaya üstü tasvirleriyle tanınmış Gobustan’dır. Gobustan’da Büyüktaş, Kiçiktaş, Cingirdağ, Songardağ ve Şıhgaya dağlarında taş döneminin ve Azerbaycan halkının ecdadının şahidi olan bir hayli kaya üstü tasvir, kamp, yaşam meskeni, mezar abideleri vs. vardır. Büyüktaş bölgesinde Mezolit’ten Orta Çağa dek tüm dönemlerin abidelerini görmek mümkündür.

Azerbaycan Taş Sanatı – Eski Tarihi Abideler
Azerbaycan’da taştan yapılmış ve üstü işlenmiş taş abidelerin tarihi eski tarihe dayanmaktadır. Oyma, yonma, çizme tarzında taş üzerinde yapılmış tasvirlerin en eski numunelerine Ordubad (Gemigaya), Abşeron (Merdekan, Şüvelan köylerinde) ve Bakü şehrinden 60 km güneyde Hazar denizinden bir kadar aralıda yerleşmiş Gobustan kayaları üzerinde görülmektedir.

Ağoğlan Kasır Kompleksi
Bu tarihi abide Kosalar köyünde yerleşir ve 4-9. Yüzyıla, Kafkaz Albanyası dönemine aittir. Kasır dağın eteğinde yerleşir. Bu dağın zirvesinde antik «gözetim kalesi» vardır. Kaleden «Ağoğlan» kasrına yeraltı geçitlerin olduğuna dair 1985 yıla ait kaynaklarda bilgiler bulunmaktadır. Fakat bu yeraltı yollar kasrın içerisindeki geçitlerin izleri Ermeni işgalinden önceki dönemde bulunamamıştır. 2009 yılında Ermeni arkeologları kompleksin içerisinden bu yola inmek için üç kuyu açığa çıkarılmıştır.

Hudaferin köprüleri
Tarihe göre Azerbaycan’ın kuzeyi ile güneyini birleştiren, hazırda Ermeniler tarafından işgal edilmiş Cebrayıl ilçesinde yerleşir. Hudaferin Azerbaycan mimarlık sanatı tarihinin incisi sayılan muhteşem tarihi abidelerindendir. Araz nehri üzerinde inşa edilmiş iki Hudaferin köprüsü bilinmektedir. Onlardan birincisi Baş Hudaferin köprüsüdür. Bu köprünün uzunluğu 130, eni 6, yüksekliği ise 12 metredir. İkinci köprü ise 15 revaklı olmakla uzunluğu 200, eni 4,5 metre, yüksekliği 10 metredir. Baş Hudaferin köprüsünün daha eski olması ihtimal edilir. Şöyle ki bu köprünün Ahameniş İmparatorluğu döneminde ağaçtan yapıldığı, Eldegezler döneminde ise taş ve tuğlayla onarıldığı tahmin ediliyor. H. Gezvini yazıyor ki, Hudaferin köprüsü Muhammed Peygamberin yakını olan Bekir bin Abdulla tarafından 736 yılında yapılmıştır. Hudaferin köprüsünün Makedonyalı İskender, yada Romalı Pompei tarafından yaptırıldığına dair söylentiler vardır.
Bu köprünün Hindistan’dan başlayarak Yakın ve Orta Doğu ülkeleri, Rusya ve Batı Avrupa ülkeleri arasında Azerbaycan’ın ekonomik ve kültürel ilişkilerinin gelişmesinde büyük önemi olmuştur.

Elince Kalesi
Nahçivan-Marağa mimarlık okulunun en güzel numunelerinden biridir.
Yazılı kaynaklarda adı 10. yüzyıldan başlayarak “Alıncag”, “Alancıg” , “Elincek” ve “Elince” şeklinde geçen kale Nahçivan-Culfa yolu yakınında, Elinceçay’ın sağ sahilinde yalçın dağ üstündedir.
Elincegala’nın ne zaman yapıldığı konusunda değişik fikirler mevcuttur. Tarihi kaynaklara dayanarak bazı araştırmacılar kalenin yaklaşık 2 bin yıl önce yapıldığını söylemekteler.“Kitabi-Dede Korkut” destanında Elincegala sağlam istihkam olarak tasvir edilmektedir. Orta Çağ dönemine ait kaynaklarda Elince adı kale, dağ, çay olarak geçmektedir.
Elince asırlar boyu Azerbaycan’ın ve Orta Şarkın çeşitli hakim hanedanlarına hizmet gösterse de tarihte daha ziyade Azerbaycan Atabeylerinin ikamet ve hazine yeri olarak tanınmıştır. Bu kale dönemin en büyük askeri güçlerini yenilgiye uğratmış büyük cihangir Emir Timur’u bile hayrete düşürmüştür.
İspanlı diplomatı, Kastilya Kralı 3. Enrikon’un 1403 – 1406 yıllarında Timur devletindeki elçisi Rüi Gonsales Klaviho Elince kalesini şu şekilde tasvir etmiştir: “Elincegala yüksek ve sarp bir dağ üzerinde yerleşip duvar ve burçlarla çevrelenmiştir. Duvarların içinde, dağ yamaçlarının aşağı taraflarında üzümlükler, bahçeler, tarlalar, otlaklar, çeşmeler ve havuzlar vardır. Kasır ve ya kale dağın zirvesinde yerleşir.
Safevilerden sonra ciddi dağıntılara uğrasa da kale 19. yüzyılda da görevini ifa etmiştir.

Mömine Hatun Türbesi
Mömine Hatun türbesi — ünlü Azerbaycan mimarı Ecemi Nahçivani’nin şah eseri ve Nahçivan-Marağa mimarlık ekolünün en değerli abidelerinden biridir. Nahçivan şehrinin tarihi merkezinde — Atabeyler Mimarlık Kompleksinin içinde yer almaktadır. Mömine Hatun türbesi aynı kompleksten günümüze kadar ulaşabilmiş yegane abidedir.
Türbenin yüsek gövdesini yukarıdan kapayan yazıda – abidenin baş kitabesinde şöyle yazılmaktadır: …bu türbeni dünyanın bilgili, adil meliki, büyük galip Şemseddin Nüsret el İslam ve el Müslüman Cahan Pehlevan Atabey Ebu Cefer Mehemmed ibn Atabey Eldegiz …dünyanın ve dinin celali, İslam’ın ve Müslümanların namusu Mömine Hatunun hatırası için inşa etmeği emretti!…

Bezz Kalesi
Bezz kalesi Güney Azerbaycan’ın Garadağ beldesinin Keleyber kasabasından 3 km güney doğuda yerleşir. Hürremiler hareketinin önderi Babek’in esas barınaklarından biri olduğu için halk arasında daha çok Babek kalesi olarak tanınır.
Bezz kalesinde yapılan arkeolojik kazıntılar zamanı Bizans ve Azerbaycan Atabey Eldegezler devletlerine ait sikkeler bulunmuştur. Hazırda her yıl Babek’in doğum gününde Güney Azerbaycan Milli Uyanış Harekatının organize ettiği eylemde güneyli Azerbaycanlılar kaleye yürüyerek Halk kahramanını anıyorlar.

Erk Kalesi
Tebriz şehrinde yerleşir. 13. yüzyılda Hülaküler (Elhaniler) zamanında vezir Alişah tarafından inşa ettirilmiştir.
Medain Sarayı ile mukayese edilen Tebriz Alişah kasri (Erk kalesi) bir zamanlar dünyanın en büyük Müslüman mimarlık abidesi yapısı olmuştur. Abide bir-kaç defa onarılsa da hazırda dağılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Nedeni kalenin karşısında yapılmış büyük bir camidir. Yeni yapılmış bu büyük cami Erkin görüntüsünü neredeyse tamamen engellemektedir. Üç taraftan bakınca Erk görünmez olur. Sadece dördüncü taraftan baktığında bu meşhur kale, yani Tebriz’in simgesi görünüyor.

Şamahı kalesi
Şamahı kalesi Orta Çağda Şamahı şehrinin savunulması amacıyla inşa edilmiş bir kaledir. 11-12. yüzyıllarda Şirvan şehirlerinin ekseriyeti gelişmiş, bazılarının savunma istihkamları yapılmıştır. 1045 yılında Şirvanşah Gubad (1043-1049) Şirvan’ın baş şehri Şamahı’da yonulmuş beyaz taştan yeni sağlam kale duvarları ve demir kapılar yaptırmıştır.
Arkeologların SSCB döneminde Şamahı’da kazı sırasında buldukları duvar kalıntıları Şirvanşah Gubad’ın yaptırdığı Şamahı İçkalesinın (Bala kale) kalıntısıdır. Bu çağda Bala kalede Şirvanşahlar’ın yeni saray kompleksi yapılmıştır. Şamahı’nın ikinci iç kalesi olan Gülüstan kalesi da 12. yüzyılda yeniden yapılarak güçlendirilmiştir. Bu yapılardan sonra bir başkent olarak Şamahı’yla ilgili o dönemin yazarları demir kapılı, taş duvarlı alınmaz kale, ihtişamlı güzel şehir gibi tasvirler kullanmışlardır.

Köroğlu Kalesi
Gedebey ilçesinin Kale köyünde yerleşir. Yerli taşlardan kaba şekilde, fakat ihtişamlı bir şekilde yapılmıştır. Kale yüksek dağlık arazide yerleşir. Bu kalenin Köroğlu’nun Azerbaycan’daki esas sığınaklarından biri olduğu tahmin edilir.

Esgeran Kalesi
Esgeran kalesi Şuşa’ya yaklaşık 24, Hocalı’ya 5 km mesafede ve Ağdam şehrinin 12 km güneyinde Gargarçay’ın sağ ve sol kıyılarındaki dağ döşünde yerleşmektedir. Burada dağlar eni yaklaşık 500 m’e ulaşan nehrin vadisine ve kalenin duvarları ile çevrelenmiş, büyük olmayan dereye yakın konumdadırlar.
Esgeran kalesinın yapım tarihi ve onu yaptırmış kişinin adı çeşitli kaynaklarda farklı geçmektedir. Tarihçilerin bir kısmı kalenin Mehreli Han Garabağlı, diğer kısmı ise İbrahimhalil Han tarafından yaptırıldığını iddia etmekteler. Kalenin inşa tarihine dair fikirler de farklıdır. Aslında Esgeran kaleleri 1783-1784 yıllarında inşa edilmiştir.

Cavanşir Kalesi
İsmayıllı ilçesinde yerleşir. Kafkaz Albanyası’nda Mehraniler hanedanının hâkimiyeti döneminde Cavanşir tarafından yaptırılmış kale onun adını taşımaktadır. Kalenin idari merkez olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Kale İsmayıllı ilçesinin Talıstan köyünden 4 km kuzeyde, Ağcaçay’ın sağ sahilinde yerleşir. Esas bölüm ve içkaleden oluşmaktadır. Esas bölümün güney duvarlarının kalınlığı 2 m, yüksekliyi ise 10 m’den fazladır. İçkale dağın en yüksek noktasındadır. Kalenin kuzey duvarlarının bitiminde eni 2 m, uzunluğu 50 m olan duvar çıkıntısı vardır. Duvar silindire benzer burçla tamamlanmıştır. Savunma istihkamıdır. Kaleden yaklaşık 7 km mesafede yerleşen Kız Kalesine yeraltı yolun olduğu tahmin edilir. Kalenin bahçesinde çok nadir çiçekler ve süs ağaçları yetişir. Kalenin batı duvarları kayma sonucunda uçup dağılmıştır. Yüzölçümü yaklaşık 2 hektardır. Kalede çapı 8 m’e varan 6 burç vardır. Kaleye gitmek için Talıstan köyüne otomobille, köyden kaleye 4 km mesafeyi ise yaya veya atlarla gitmek gerekmektedir.

Gülüstan Kalesi
Goranboy ilçesinde yerleşir. Tam şekilde günümüze kadar ulaşmasa da, bazı burçları korunmuştur. Kalenin inşa tarihi araştırmacılar tarafından Kafkas Albanyası dönemine ait edilir. Yerli taşlardan yapılmış olan kale sağlam savunma kabiliyetine sahip olmuştur. Tarihi Gülüstan anlaşması da bu kalede imzalanmıştır.
Kalenin içerisinde bina kalıntıları ve su sarnıçları vardır. Kalede aynı zamanda nehre çıkan gizli yol da tespit edilmiştir.

Çıragkale
Şabran ilçesinden yaklaşık 20-25 km mesafede, Çanagkale adlanan sarp kayanın üzerindedir. Bilim adamlarının dediğine göre, Çıragkale genel olarak istihkam amaçlı olup, 4-6. yüzyıllarda Sasani hükümdarları tarafından inşa edilmiştir. Gilgilçay bendinin esas gözetim yeri olmuştur. Burası aynı zamanda kaleymiş, Hazar denizinden Baba dağın eteklerine kadar uzanan duvarın üç büyük kalesinden biri imiş. Günümüze üçü ulaşmıştır.

Azıh Mağarası
Azerbaycan’ın güney batısında Küçük Kafkas dağlarının güney doğu yamacında Kuruçay nehrinin sol sahilindedir.
Mağara Azerbaycan’ın Hocavend bölgesindedir. Maalesef bir zamanlar dünyanın en kadim insanlarının yaşadığı bu mağaranın yerleştiği Azerbaycan toprağı 1993 yılından itibaren Ermeni işgali altındadır. Hazırda mağaranın durumuyla ilgili hiç bir bilgi yoktur.
Azıh mağarasının alanı 800 km2’dir. Burada uzunluğu 600 metre kadar uzanan 8 dehliz vardır. Dehlizlerin bazılarının yüksekliği 20-25 metredir. Azıh mağarası Kafkasya’da günümüze kadar bulunmuş mağaralardan en büyüyü olarak dikkat çekmektedir.
Azıh mağarasıyla ilgili dünyada sınırlı bilgi mevcuttur. Eski SSCB döneminde bu mağarada araştırma yapan, onun tarihi ile ilgilenen bilim adamlarının yurt dışında yaşayan meslektaşlarıyla irtibat kurmalarına müsaade edilmemiştir. Sonuçta dünyanın en eski insanlarından birinin Azerbaycan topraklarında yaşadığına dair dünya hale çok az şey bilmektedir.
1960 yılında Azerbaycan arkeologu Memmedeli Hüseynov’un başkanlığınki heyet Azıh mağarasını bulmuştur. Burası, dünyada en kadim insanların yaşadıkları bir mağara olmuştur. Bu mağarayı Azıhantrop adlandırırlar. 1968 yılında M.Hüseynov’un uzun zamandır Azıh mağarasında apardığı kazıların sonucu gibi Neandertal tipe özgü olan insanın alt çene kemiği bulundu. Bulgular üzerinde yapılan araştırmalardan sonra onun en azı 350-400 bin yıllık bir tarihe sahip olduğu belli oldu.

Diribaba Türbesi
Şamahı ilçesinin Mereze köyünde, dağın döşünde yapılmış iki katlı türbedir. Diribaba türbesi aynı zamanda hatıra camisi görevini de ifade etmektedir.
Mimarlık biçiminin orijinalliği, inşaat kompozisyonun tekrarsızlığı ve doğa ile ilişkisinin olması açısından bu abide Azerbaycan mimarlık tarihinde özel yere sahiptir. Binanın katlarını bir-birinden ayıran dekoratif yazı kemerinde abidenin tarihi hicri 805 (miladi 1402) yılı olarak gösterilmiştir.

Gemi Kaya Resimleri
Küçük Kafkas’ın Kafkas’ın Ordubad dağlarında, Gapıcıg dağının güney ve doğu yamaçlarındaki Nebi yurdunda, Garanguş yaylaklarında kaya üstü tasvirler.
Arkeologlar Garanguş yaylağında kaya üstü resimlerin çizilmiş olunduğu yerlerde Azerbaycan Türklerinin ecdadına ait yurt yerlerinin kalıntıları bulunmuştur. Gemikaya-Garankuş yaylağı Nahçivan’ın eski sakinlerinin esas av meskenlerinden biri olmuştur. Gemikaya tasvirlerinin ve kadim yurt yerlerinin azı 5–6 bin yıl yaşı vardır. Araştırmalar sonucunda orada yaşamış halkın yaşam tarzını ve kültürel gelişim yollarını izlemek mümkündür. Gemikaya resimleri 1968 yılından itibaren incelenmektedir.

Genceser Mabedi
Ağdere ilçesinin Vengli köyünde, Haçınçayı’nın sol sahilinde yerleşen 13. Yüzyıla ait Alban manastırı. Orta Çağda manastır Alban Havari Kilisesinin merkezi ikametgahı olmuştur. 1991-1994’lü yıllarda Birinci Karabağ savaşı sonucunda bu tarihi abidenin yerleştiği topraklar Ermenistan ordusu tarafından işgal edilmiştir.
Mabedin duvarındaki taş kitabe üzerinde yazılmış epigrafik yazıdan da görüldüğü gibi, bu abide yüksek ve büyük Arsah ülkesinin hükümdarı, Alban vilayetin çarı, Büyük Hasan’ın torunu, Vahtang’ın oğlu, Hasan Celal Devle ve anası Horişe Hatun tarafından 1216-1238 yıllarda inşa edilmiştir. 8. yüzyılın evvellerinden itibaren Alban Katalikosluğunun yerleştiği bölge – Karabağ’ın dağlık bölgesi prenslik, hükümranlık anlamında Arşah veya Arsah adlanmıştır. Albanya’da I. yüzyılın ortalarında hakimiyete gelmiş çar I. Vaçagan’ın soyundan olan Arşakiler soyundan hükümdarları arşah, 6. yüzyıldan 8. yüzyılın başlarına kadar hakimiyette olmuş Mehraniler hanedanının hükümdarları ise aranşah adlandırılmıştır.
Kilisenin içindeki revakların yukarı kısımları kutsal sayılan öküz ve koyun başları resimleriyle süslenmiştir. Mimarlık planlaştırma ve kompozisyon açısından, heykeltıraşlık numuneleri ve diyofizit karakerli elementler bu abidenin yüzyıllarca gelenekleri olan Kafkas Albanya’sı mimarlığına ait olduğunu doğrulamaktadır.

Kiş Mabedi
Azerbaycan’ın Şeki ilçesinin Kiş köyünde yerleşen Alban mabedi.
Rivayete göre İsa Peygamberin din kardeşi Aziz Yakov Hıristiyanlığı yaymak için Aziz Yeliseyi Albanya’ya göndermiş. Çola bölgesinde misyonerlik yaptıktan sonra ülkenin Uti vilayetinin Kiş köyüne gelen Aziz Yelisey orada bu kiliseyi yaptırmış. Sadece Kafkas Albanyası sınırları içinde değil, genelde, Güney Kafkasya’da yapılmış ilk Hıristiyan kilisesi olan ünlü Kiş mabedi hazırda Şeki ilçesinin Kiş köyündedir.
Bir zamanlar mabedin üzerinde onun Kutsal Havari Yelisey kilisesi olduğunu ve 1244 yılında Alban kilisesinin arkiadiakonu Serafim tarafından yeniden yapıldığını belirten kitabe varmış. 19. yüzyılın 30’lu yıllarında Alban kilisesi Sinod’un kararıyla resmen tasfiye edildikten sonra diğer Alban mabetleri gibi bu mabedin de kitabesi silinmiştir.
Bu mabet yüzyıllarca Kafkas Albanyası kilisesinin dini bir ilim merkezi olmuştur., Mabedin yerleştiği köyün din, inanç, perestiş anlamında 2000 ilden fazladır, Kiş adlandırılması da ilgi çekicidir.

Yukarı Gövherağa Camisi
Şuşa merkezindeki meydanının mimarisinde hakim noktada yer alan binalardan biri.
Yukarı Gövherağa camisini 1883-84’lü yıllarda, yine Aşağı Gövherağa camisinden yaklaşık sekiz yıl sonra Gövher Ağanın sağladığı kaynakla Mimar Kerbelayı Sefihan Garabaği’ tarafından inşa edilmiştir.
Araştırmalardan da görüldüğü gibi bugün caminin yerinde Penah Han dönemine ait saz ve kamıştan bir cami yapılmıştır. Penah Hanın yaptırdığı bu cami 1768 yılında İbrahim Han tarafından yeniden taşla yapılmıştır. Aynı cami minaresiz sade biçimde olmuştur. Görünen şu ki, caminin bu görünüşü onun kızı Gövher Ağanı tatmin etmemiş ve buna göre camiyi tamamen yıkmış, yerinde çifte minareli yeni bir cami yaptırmıştır. Lakin bilindiği gibi, bu cami de Gövher ağanın gösterişi ile sökülmüş ve yerinde çağdaş günümüze kadar gelip çatmış Yukarı Gövherağa camisi olarak tanınan bina inşa edilmiştir.

Şemkir Minaresi
Şemkir minaresi Azerbaycan mimarlığının şah eserlerindendir. Eski şehir yerinde 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar seyyahları, uzmanları hayrete düşüren bu minare dağılarak kaybolmuştur. Bu abide bugün sadece yazılı tasvirlerden ve resimlerden öğrenilmektedir.
Minarenin kuruluş ve ölçülerini daha doğru algılamak üçün N. Florovski 1899 yılında Sn. Petersburg’a bastırdığı kitaptaki yazılı tasviri de değerlidir. Bu abide tüm özellikleriyle Büyük Selçuklu İmparatorluğunun değişik kentlerinde cuma camileri yanında yükselen mil minare örneklerinden biridir.

AZERBAYCAN’DA DEVLET BAYRAMLARI VE ÖZEL GÜNLER
Bayramlar:
Yeni Yıl Bayramı -1 Ocak
Dünya Kadınlar Günü – 8 Mart
Nevruz bayramı – 20 Mart-21 Mart
Cumhuriyet Günü – 28 Mayıs
Milli Kurtuluş günü – 15 Haziran
Silahlı Kuvvetleri Günü – 26 Haziran
Devlet Bağımsızlığı Günü – 18 Ekim
Devlet Bayrağı Günü – 9 Kasım
Anayasa Günü -12 Kasım
Milli Uyanış Günü – 17 Kasım
Dünya Azerbaycanlılarının Dayanışma Günü – 31 Aralık

Dini bayramlar:
Kurban Bayramı (2 gün)
Ramazan Bayramı (2 gün)

Matem günleri:
20 Ocak – Milli matem günü (Sovyet Ordusunun Azerbaycan halkına karşı yaptığı katliam,20 Ocak 1990)
26 Şubat – Hocalı Soykırımı Günü
31 Mart – Azerbaycanlıların Soykırımı Günü